İzmit’in bugün içine sürüklendiği tablodan bir başarı öyküsü çıkarmaya çalışmak, ne bireysel siyasi nezakete ne de temsil edilen partilerin kurumsal hafızasına katkı sağlar. Aksine, haneye yazılan kocaman bir eksiden ibarettir. Şehrin belediye başkanının ağır ithamlarla gözaltına alınması, iktidarından muhalefetine kadar Kocaeli’deki her bir yurttaş için ancak bir burukluk ve üzüntü kaynağı olabilir.
Peki, bu tablo karşısında takınılan tavır nedir?
Kendi hatalarıyla bir kez olsun yüzleşmemiş olanların, hiç ait olmadıkları bir kulvarda, zerre kadar tanımadıkları insanlar hakkında böylesine büyük laflar etmesi en hafif deyimle sığlıktır. Somut bir veriye, bilgiye ya da belgeye dayanmadan yürütülen bu söylem, bir düşünceyi savunmak değil; körü körüne yürütülen bir propagandacılıktır. Karşı tarafı adeta “mutlak kötü” ilan edip kendi cephesini kusursuz görmek, siyasi ve düşünsel bir çıkmazdan başka bir şey üretmez.
Daha da tehlikelisi, hakikati işlevsizleştirme yöntemidir. Doğruyu dile getiren birini gördüklerinde, sırf o hakikatin üzerini örtmek için “Sen de zamanında hata yapmadın mı?” mantığına sığınanlar haklı olabilir mi? Oysa bir doğruya, sırf söyleyeni itibarsızlaştırmak adına bu şekilde saldırmak, o doğruyu toplumsal fayda üretemez hâle getirir.
İşlevini yitirmiş, üzeri dedikoduyla örtülmüş bir doğrunun ise kimseye faydası yoktur; sadece sızlanmalardan ibaret bir gürültüye dönüşür. Sırf kendi dar hedeflerine odaklanıp süreçten beslenenler bilmelidir ki: Hakikatin üzerini örtmek, kente ve siyasete yapılacak en büyük kötülüktür.
Sağlıcakla kalın.

