Sabah yürüyüşünün ardından birkaç eksik için markete uğrayayım dedim. Kapının önüne soğan, patates ve karpuzları dizmişler. Muhtemelen emekli bir amca, soğan tezgahına iki büklüm olmuş, adeta bir cevher uzmanı edasıyla kuru soğan seçiyor. Ama öyle böyle bir seçme değil; tezgahtaki bütün soğanları tek tek mıncıklıyor, beğendiklerini poşete atıyor. Buraya kadar normal diyelim… Fakat amcamız gramaj fazla gelmesin diye soğanların dış kabuklarını soyup soyup tezgaha bırakıyor!
Ben markette turumu atıp kasaya yöneldim, bizimki hâlâ soğanlarla duygusal temas hâlinde. Kasiyer kızlarla göz göze geldik; “Hadi seçmesine bir şey demiyoruz da, o kabukların günahı neydi?” gibisinden bakışıyoruz.
Derken amca kasaya ters kapıdan girmeye çalıştı. İkaz edince yönünü değiştirip önüme geçti ve ağzına kadar dolu, düğümü zor atılmış poşeti kasaya bıraktı. Kız tarttı, fiyatı söyledi. Amca cebinden bir tomar para çıkarıp ödemesini yaptı ve kapıya yöneldi. Tam çıkarken pat! Yere tek bir soğan düştü. Amcamız hemen eğildi, soğanı aldı, poşetin altına bakıp “Acaba patladı mı?” mizansenini tamamladı ve doğruca dışarıdaki soğan tezgahına seğirtti.
Ben içimden “Herhalde poşet delindi, bir kat daha poşet geçirecek” diye düşünürken, meğer işin aslı bambaşkaymış. Kasiyer kızın uyanıklığı sayesinde film koptu! Kız adamın arkasından tezgaha kadar koştu, kollarını bağlayıp amcanın tepesinde bitti. Bizimki kızı görünce çaktırmadan poşetini alıp oradan uzaklaştı. Kız kasaya dönünce olayı çözdük:
Meğer amcamız tezgahta iki poşet soğan dolduruyormuş. Kasaya tek poşetle ve cebine sakladığı tek bir soğanla geliyor. Çıkarken cebindeki soğanı yere atıp “Eyvah poşet patladı” süsü veriyor. Sonra tezgaha dönüp, tarttırmadığı o ikinci poşeti de alıp “kısa günün kârı” diyerek evinin yolunu tutacakmış! Fakat kasiyer kızın dikkati, Soğan Bükücü amcamızın bu büyük operasyonunu çökertti.
Şimdi insana sormazlar mı amcam:
Hayat arkadaşını seçerken de o soğanları mıncıkladığın gibi özenli davrandın mı? Çocuklarına gösterdiğin dikkati, topluma ve kul hakkına da gösterdin mi? Nereden baksan ömrün sonbaharındasın. Eğer akıl sağlığın yerindeyse, üç kuruşluk soğan için böyle tiyatrolara ne gerek var?
Unutmayalım ki; akıl yaşta değil baştadır ama dürüstlük yaştan da, akıldan da öte bir vicdan meselesidir. Çıkar uğruna soyduğumuz her dürüstlük kabuğu, gün gelir bizi insanlığımızdan soyutlar. Hayatın bilançosu tutulurken, cebimize attığımız üç beş soğan değil, arkamızda bıraktığımız lekesiz bir isim kalır.
Sağlıcakla kalın

