Milli futbol takımız, son dönemlerde oldukça başarılı maçlar çıkartıyor. Bunu alınan sonuçlardan bağımsız olarak söylüyorum. UEFA Uluslar Ligi’nde henüz galibiyetimiz olmasa da oynadığımız futbol hiç fena değil. Uluslar Ligi’ne ciddi bir hazırlık turnuvası olarak bakmamız yerinde olacaktır. Çünkü bu turnuvanın düzenlenme amacı, takımların Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası gibi büyük turnuvalara etkili bir şekilde hazırlanmalarını sağlamak. Bu nedenle aldığımız sonuçlardan çok oynadığımız oyun ve yapmaya çalıştıklarımız önemli.
***
Sonuç odaklı bir futbol ikliminde, günün sonunda önemli olan kazanmak ve üç puanı almak şüphesiz. Ancak sonuca odaklanırken önümüzde olup bitenleri gözden kaçırmamak gerek. Son yılların en karakterli, en inançlı ve en heyecanlı futbolcu grubuna sahibiz. Hepsi pırıl pırıl çocuklar. Prim değil, milli başarı peşindeler. Futbolcularımızın çoğu Avrupa kulüplerinde forma giyiyor. Genç yaşlarına rağmen uluslararası tecrübeye sahipler. Kendilerini sürekli geliştiriyorlar.
***
Milli takımımız bu ruhu korur, belli bir ritim tutturur ve etkin bir oyun felsefesi oluşturursa gelecekte büyük başarılar kazanabilir. Bunun olması için de futbolcularımızın birlikte oynama deneyimi kazanması çok önemli. Zamanla olacak elbette. Birlikte oynama, oyun hafızası, futbol karakteristiği ve oyun felsefesi birdenbire olacak şeyler değil. Zamana ihtiyacımız var. Kadromuz genç ve geleceği parlak. Sabır ve disiplinle geleceğin güçlü milli takımı oluşturulabilir.
***
Milli takımımız açısından gelecek umut verici olsa da kulüplerimiz açısından durum hiç parlak değil. Bu yüzden milli takımızın elde ettiği başarıların bizi yanılgıya düşürmesine izin vermemeliyiz. Milli takımızın başarısı biraz da Avrupa kulüpleri tarafından keşfedilen gençlerimizin Avrupa’da futbollarını geliştirmesi ile ülkemizdeki kulüplerde forma giyen gençlerimizin çabasıyla bağlantılı.
***
Milli maçlardan önce genelde benzer şeyler söyleniyor. Avrupa kulüplerinde forma giyen futbolcularımızdan övgüyle bahsediliyor ve onlara ne kadar güvendiğimiz vurgulanıyor. Milli takımda kendi ligimizde forma giyen futbolcuların sayısı azalırken Avrupa’da oynayan futbolcuların sayısı artıyor. Avrupa tecrübesi almış futbolcularımızın milli takıma olan katkısı su götürmez bir gerçek; ligimizin kalitesinin gitgide düşmesi de öyle.
***
Türk futbolu zor bir dönemden geçiyor. Pek çok kulüp başkanı, yöneticisi, spor yazarı ve futbol otoritesi aynı fikirde. Taraftar baskısından çekinme ve sportif başarıya aşırı odaklanma, çoğu kulübe mali başarısızlığı ve dolayısıyla da ekonomik çözümsüzlüğü getirdi. Gerçek şu ki kulüpler mali yapılarına artık çok dikkat etmek zorunda. Kulüplerimizin içinde bulunduğu maddi sorunları aşmak için kısa ve uzun vadeli planlamaları var. Bu planlamaların ne sonuç vereceğini zamanla göreceğiz. Bu süre zarfında kendi ligimizdeki mücadele elbette devam edecektir fakat Avrupa kupalarında zor günler yaşayabiliriz.
***
Ülke puanımız gittikçe düşüyor. Eleme maçları oynamak zorunda kalıyoruz ve maalesef bazı takımlarımız bu maçlarda elenerek Avrupa kupalarına erkenden veda ediyor. Uluslararası seviyede, milli takım düzeyinde olumlu gelişmeler gösteriyor olsak da kulüp takımlarımız maalesef giderek zayıflıyor. Milli takımımız yakın bir geçmişte kabuk değiştirerek gençleşti ve bu değişim son derece olumlu sonuçlar verdi. Kulüp takımlarımız da mali planlarını hayata geçirirken sportif olarak da bazı değişimlere imza atmalı ve gençlerin önünü açmalı.
***
Kulüplerimiz altyapıya önem vermeli ve altyapıdan yetişen gençler takımlara kazandırılmalı. Altyapıda görev alan antrenörlerin maaşlarının iyileştirilmesi de burada çok önemli bir faktör. Antrenörün yaşam koşulları iyi olacak ki kafası rahat bir şekilde futbolcu yetiştirebilsin. Altyapı ciddi bir iştir. Zaman ve emek ister. Kısa zamanda veya kestirme yollarla sonuç alınacak bir yapı değildir. Ancak zaman, sabır, disiplin ve sistemli bir çalışmayla hem kulüpler için hem de ülke futbolu için çok başarılı sonuçlar verir. Türk futbolunun geleceği altyapıda ve mali disiplindedir.

