Pazar, 27 Eylül 2026 27.09.2026
18°C
USD 48,88
EUR 55,69
Altın 6.741
Benzin 80,80
Dizel 93,80

Birkaç sansür önerisi

NULL

Haberi okur okumaz kendime iş edindim. 
Haberde, Milliyet köşe yazarı Sina Koloğlu’nun, Star TV’deki sansürü köşesine taşıdığını yazıyordu. 
Sansüre uğrayan film ise Kibar Feyzo’ydu. 
Film bu olunca, başta da söylediğim gibi görev aşkıyla yanıp tutuştum. Çünkü ben VHS ile büyümüş bir çocuktum. 
***
Tam da benim alanıma denk düşüyordu. 
Şener Şen, Kemal Sunal ve İlyas Salman’ın oynadığı nice filmi defalarca seyrettiğim için, bu filmlere uygulanacak sansür konusunda hiç değilse bir yardımım dokunabilirdi.
Eğer ki Kibar Feyzo filminde, “patron kalleş” yazısı buzlanabiliyorsa, o dönem filmlerinin üzerinde çok çalışmak, çok emek harcamak gerekirdi. 
***
Üzerine biraz düşündüm. 
Patron kalleş neden sansürlendi diye önce bir duraksasam da akabinde yaptığım beyin jimnastiği ile sebebini anlayabildim. 
Çünkü patron dediğin şey kutsaldı ve değerliydi; ana gibi, yar gibiydi. Hatta peynir ve ekmek gibi. 
Sonuçta patron ekmeği verendi.
***
Şimdi VHS kasetleriyle büyümüş bir çocuk olarak, başka hangi filmlerde, nerelere sansür uygulanabilir, üzerine düşünmeli, sıralamalı. 
Kabarık tutmadan, zihin açıcı olabilecek ve ipin ucunu yakalayıp çözebilecek kadar bir liste yapmalı. 
Listeye, yazıya sebep olan film ile Kibar Feyzo ile başlıyorum.
Filmin, diğer Kemal Sunal filmleri gibi, isimlerini bile bilmediğimiz bal, krem reklamları yayınlayan kanallarında sürekli yayınlandığını düşünürsek, durum vahim. 
***
Filmin en can alan sahnelerinden biri, Kibar Feyzo’nun (Kemal Sunal) yevmiyesini alırken, kendinden önceki işçinin neden daha fazla aldığını sorduğunda aldığı “onlar sendikalı” cevabıdır. 
Evlerde insanlar, çoluk-çocuk bu filmi seyretmektedir. 
Her defasında ‘sendikalı’ kelimesi döne döne, çocukların, yeni neslin bilinçaltına yerleşebilir. 
Hatta yeni nesil, hiç beklemeden sendikanın ne olduğunu babasına, cevap alamazsa google’a sorabilir.
***
Feyzo ile köyün hocası arasında geçen diyaloglara ve minareden türkü söylemesine hiç girmiyor, Feyzo bahsini burada kapatıyorum.
Sansür konusunda bizi yazı yazmaya teşvik eden, eylem görüntülerinde kameralara yansıyan sloganların buzlanmasıydı madem, Çıplak Vatandaş filmine de küçük bir paragraf ayırabiliriz.
***
Çıplak Vatandaş – İbrahim (Şener Şen), çaresizlikten aklını kaybedip kendini sokaklara, caddelere, şehrin meydanına atar, anadan üryan. Burada buzlanması gereken sadece Şener Şen değildir. 
İbrahim, çaresizlikten kendini yollara vurmaktadır: Bu halka verilebilecek yanlış bir mesajdır. 
Ülkemiz, eylemlerin şehrin içinde yapıldığı o günleri geride bırakmıştır. 
Bırakmalıdır. 
***
Artık, Yenikapı ve Maltepe adında iki tane meydanımız mevcuttur. Dolayısıyla, bu sekans ile bu kadar uğraşmak yerine, usta oyuncunun koşuşturduğu anları baştan sona filmden çıkarmak en doğru hamle olacaktır.
Filmin adı zaten başlı başına sansürlük diyen çıkabilir. 
Filmi yayınlayan kanalı basan birileri, hiç çekinmeden mahkemeden “tahrik indirimi” talep edebilir.
***
Banker Bilo: filminde, buzlanarak sansürlemekten ziyade, tamamen kesilip atılması gereken sahneler, bölümler bulunmaktadır. 
İlk aklıma gelen, filmin başlarında, Maho (Şener Şen) tarafından Münih’e götürülme vaadiyle, İstanbul’a  bırakılan köylülerin, özellikle de Bilo’nun (İlyas Salman) İstanbul’un caddelerinde insanlara şaşkınlık ve telaş içinde “Bura Mühih mi?” diye sorular sorduğu sahnelerdir.
***
Çünkü, artık 3. Havaalanı ile 3. Köprü ile Almanya’yı kıskandırdığımız bu devirde, köylülerimiz ve işçilerimizin Münih’e özenmesi, İstanbul’un bir dolandırıcılık sonucunda kalmak zorunda olunan bir şehir olarak seyredenlere yansıtılması kabul edilir gibi değildir.
Hele ki Bilo ve köylüsünün İstanbul’u ve boğaz köprüsünü ilk gördükleri anlarda, boğazın sırtlarında yeşil ve bakir araziler muhakkak buzlanmalıdır. 
***
Onlarca yükselttiğimiz bina ve gökdelenlerimizden sonra, çocuklarımız eski Türkiye’nin o aciz halini hiç tanımamalı, bilmemelidir.
Yukarıda saydıklarım, sadece bir çırpıda aklıma gelenler. 
Kim bilir, daha sansürlenmesi gereken, ne sahneler vardır. 
İtinalı bir çalışma gerekmektedir.
Fakat elbette ki, çok profesyonel çalışan televizyon kanallarımız, otosansürü içselleştirmiş olduklarından, bu konuda en iyi hizmeti halkımıza sunabileceklerdir. 
Penguenler şahidimiz olsun.