Perşembe, 1 Ekim 2026 01.10.2026
13°C
USD 49,02
EUR 55,66
Altın
Benzin 84,90
Dizel 97,40

Çocukerkil aileler

O gün, tramvay durağı her zamankinden daha kalabalıktı. Daha çok da çocuklar ve

Çocukerkil aileler

emeklilerden oluşan kalabalıktan gözüm korktu. Olmazsa bir sonrakine binerim diye düşünerek güneşin tadını çıkarmaya koyuldum.

***

Anne ve çocuklarla dolu olan banklardan birinde oturan anneyle göz göze geldik. Kadın, başıyla işaret edip, hafifçe kıpırdanarak, oturabileceğimi ifade etti. Oğluna, biraz ileri gitmesini söylemesiyle birlikte; çocuk çığlık atmaya başladı. Sekiz-on yaşlarındaki erkek çocuk ayaklarını uzatarak annesini ittirmeye başladı. Kadın, ayağa kalktı. Çocuk, banka uzandı…

***

“Kusura bakmayın,” diyen kadına, ”Benim, üç-beş dakika ayakta kalmam önemli değil,” dedim.  “Umarım siz, ömür boyu ayakta kalıp, emre amade olmazsınız,” dedim içimden…

Tramvay geldi. İnecek olanları beklemeden, itiş kakış içeri girmeye çalışan insanların gözü ne engelli, ne yaşlı, ne hamile hiç kimseyi görmüyor… Sanki içerde bedava “tablet bilgisayar” dağıtılıyor.

Neyse, güçlükle bindim. Gençlerin, hatta hemen herkesin başı ellerindeki telefonlara gömülü… Kapının yanındaki delikanlının yüzünde bir güneş, bir bulut… Bir an için bu insanların yakın-uzak bir gelecekte hastanelerin Beyin Cerrahisi bölümlerinde olabileceklerini düşündüm…

Düşmemek için içli dışlıyız… O sırada bir genç yer verince teşekkür ederek oturdum. Şimdilerde böyle gençleri de görünce şaşırıyoruz…

Arka koltukta iki kadın sohbet ediyor. Konu, torunları. Okullar bir hafta ara tatile girdiği için büyükannelerde bir bayram havası…

– Benim toruna, hani şu en pahalı telefonlar var ya, ondan almışlar.

– Onlar çok pahalıymış. Hem daha çok küçük değil mi senin torun?

– Öyle ama isterse almasınlar. El kadar çocuk neredeyse tehdit ediyor anne babasını. Zaten onlar da ikiletmiyorlar hiçbir şeyi. O bizim canımız. Onu çok seviyoruz. Ama bize de dayatıyor isteklerini. Çeşit çeşit yemekler yapıyorum. Yemiyor. Dışarıdan söyleyin, biz öyle yapıyoruz. diyor. Olmaz deyince de öfke krizine giriyor. Öyle alıştı. Her konuda böyle.  

Ama çok akıllı, çok!

– Bizimki de başka türlü. Daha o yaşta, makyaj yapmak istiyor. Annesi de izin veriyor.

***

Hepimiz, toplumda giderek artmakta olan duyarsızlaşmaya tanık olmaktayız. Kendini sokak ortasında yakan bir kişi vardı. Çevredekiler sosyal medyada paylaşmak için selfie çekiyorlardı… Amaçları, haberi paylaşmaktan çok kendilerini öne çıkarmak olmalı…

Zaten son günlerde herkeste bir “öne çıkar” telaşı yok mu…?

Çocukluğundan itibaren her dediği yapılan, hiçbir kural konmadan yetişen bir kişi kaç yaşına gelirse gelsin hep kendini önceleyerek yaşıyor. Karşısındaki insanın ne durumda olduğu umurunda değil. Öyle ki, hastanız olsa öncelik onun… Ölüm acınızda bile öncelik kendi sorunları…  

Bu kişilerle yaşamak kolay değil. Aile içinde zor da olsa kabul görebiliyor. Ancak iş hayatında, evlilikte ve arkadaşlıkta çok daha zor…

“Her ben bencildir, her kent kentsel olduğu gibi.” demiş Tezer Özlü. Ama…

Böyle değil!