Kişisel gelişim kitapları, son yıllarda en çok okunan kitap türleri arasında başı çekiyor. Son derece geniş bir okuyucu kitlesi tarafından tercih edilen bu türün yükselişinin kendine özgü dinamikleri var.
Bu dinamiklerden belki de en önemlisi, ticari gerçekler. Kabul edelim veya etmeyelim, edebiyat dünyası trajik bir biçimde sektöre dönüştü. Artık bir kitabın basılması ve dağıtılması için kaliteli olması değil, satış yapma potansiyelinin yüksek olması gerekiyor.
Kişisel gelişim kitaplarının kar potansiyelini gören yayınevleri, bu türdeki kitapları gönül rahatlığıyla basıyor. Kitabın kalitesi veya eser değeri taşıyıp taşımaması, ticari kaygıları önde tutan yayınevleri için pek bir anlam ifade etmiyor.
***
Hal böyle olunca da piyasada (artık sektörel tabirle piyasa diyebileceğimiz edebiyat dünyasında) kişisel gelişim, yoga, meleklerle konuşma, kuantum, spiritüel gelişim, ruhsal rehberlik, motivasyon konuşmacılığı, yaşam koçluğu ve daha nice konu ile ilgili kitaplar havada uçuşuyor.
İşin doğrusu, kişisel gelişim özel ilgi alanlarımdan biridir. Kişisel gelişim kitaplarını yakından takip ederim ve okumaktan büyük keyif alırım. Kendi gelişimimde de bazı kişisel gelişim kitaplarının büyük payı olmuştur. Bu bağlamda kişisel gelişim kitaplarının varlığını önemsiyorum. Çok değerli eserler mevcut, bu türde.
***
Ancak üzülerek belirtmeliyim ki piyasalaşan edebiyat dünyasında kişisel gelişim türünde üretilen nitelikli eserler gittikçe azalıyor. Kişisel gelişim ciddi bir iştir. İnsanların ruh ve düşünce dünyası ile ilgili bir alandır. Bu yüzden de bu tür eserler konunun uzmanı olan kişiler tarafından üretilmelidir.
Laf kalabalığı ve hamaset üzerine inşa edilen bazı kitaplar çok talep görse de ne edebi açıdan ne de insanlara sağladığı fayda yönünden hiçbir anlam ifade etmemektedir.
Nitelikli veya niteliksiz, kişisel gelişim türündeki kitapların bu yükselişinin ticari gerçeklik dışında çok hayati bir sebebi daha var. İnsanların hissettiği manevi boşluk.
Sık sık belirtiyorum. Teknoloji ilerledikçe insanlık geriliyor. Geçmişe göre çok daha geniş ekonomik, sosyal ve teknolojik imkanlara sahibiz. Eskiye göre çok daha rahat bir hayatımız var. Peki, mutlu muyuz? Kesinlikle hayır.
***
İnsanlık, çağlar boyu süregelen tarihinin belki de en mutsuz ve karanlık dönemini yaşıyor. Bireyciliğin bencilleştirdiği insanlar yalnızlığa mahkum oluyor. Tüketim kültürünün esir aldığı insanlık içten içe kendini yiyor. Maddi olarak pek çok şeye sahip olsalar da içlerindeki boşluk bir türlü dolmuyor. İnsanlar yalnızlaşıyor.
Sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve sosyo-politik olguların sonucu olarak insanlar giderek daha depresif bir ruh haline bürünüyor. Dışarıda dolaşırken etrafınıza bakın lütfen. Çevrenizdeki asık suratlı, mutsuz, umutsuz insanları göreceksiniz.
***
Kişisel gelişim burada devreye giriyor. Duygusal ve ruhsal boşluktaki insanlar için bu tür kitaplar umut vadediyor.
Kişisel gelişim kitaplarının insan psikolojisi üzerindeki etkisi büyük. Gerçekten konunun uzmanı olan kişiler tarafından üretilen nitelikli eserler pek çok kişiye faydalı oldu. Bundan sonra da olacaktır şüphesiz. Ancak konunun uzmanı olmayan, sadece ticari amaçlarla bu tür kitaplar yazan kişiler de var maalesef. Okurlar bu konuda dikkatli olmalı ve nitelikli ile niteliksizi, amacı insanlara faydalı olmak olan kişiler ile tek gayesi para kazanmak olan kişileri ayırt etmeli.
***
Son yıllarda her alanda artış gösteren yozlaşma, edebiyat dünyasında da kendisini gösteriyor. Piyasalaşmanın neden olduğu tekelleşme ticari kaygıları ön plana çıkarıyor. Edebiyat dünyasının sektörleşmesi ve sektörün sadece belli güçlerin elinde olması ticari bakış açısını beraberinde getiriyor. Bunun sonucu da para kazandıran ancak sanatsal anlamda yok hükmündeki ‘’ürünler’’ oluyor.
Sanat ve edebiyat insanlığın gelişiminde büyük rol oynamıştır. Fakat maddiyata teslim olan sanat değil, özgür sanat bunu başarmıştır. Ticari kaygıların esaretinden kurtulan sanat, yine özgürleşecektir. Çünkü sanatı maddi beklentilerle değil, sanatsal derinlikle yapan insanlar hep olacaktır.

