Kendi halinde sessiz sedasız yaşayan insanlar vardır.
Hani; “sen ben bizim oğlan” derler ya, öyle! Genelde “iyi insan”olarak tanımlanırlar…
Bu insanların hiç kimseye zararları yoktur. Ama faydaları da yoktur.
Ne suya, ne sabuna dokunmaz elleri…
Bu yüzden de fark etmeseler de kirlidir bazılarının elleri…
Ne şişi yakarlar, ne de kebabı…
Küçücük bir taşa bile dokunmaya korkarlar. Ya altında kalırsa elleri?
Hiçbir konuda düşüncelerini söylemezler.
Ya karşı düşüncede birisiyle ters düşerlerse ya sevilmezlerse bu yüzden…
En iyisi susmak!
Böyle olunca da herkes tarafından pek sevilirler.
Bir de ;”desinler diye” iyi olanlar, daha doğrusu “iyi görünenler” vardır…
Herkese koşarlar, kendi belirledikleri insanlara yardım ederler.
Bunları yaparken de “biricik”olmayı hedeflerler. Adeta bir yarış içine girerler…
“Yardımsever” diye tanımlanırlar. Ancak siz muhtaç birisi için yardım talep etseniz, “üç maymunu” oynarlar… sus pus..
Herkesle, her olan bitenle ilgili bitip tükenmeyen sonsuz bir merak duyguları vardır. Ancak kendileriyle ve aileleriyle ilgili her şey büyük bir sırdır…
Adalet duyguları yoktur. Yüz kişinin “haksız”dediği, tanık olduğu pek çok olayı ve kişiyi onlar ısrarla savunurlar. En iyi ihtimalle de susarlar…
Çünkü ya yakınlarıdır, ya da çıkarları vardır.
Belki de en tehlikelisi bu kişiler…
Geçtiğimiz günlerde yaşadığı kente emek veren, kentin çıkarlarını kendi çıkarının önüne koyan değerli bir insanı kaybettik.
“Bithinya Valisi” Numan Gülşah.
Ardından çok şey yazıldı. Kentin sorunlarını kendisine dert edinmekle kalmayıp, nasıl mücadele ettiği anlatıldı…
Uzun yıllar uğraş vermesi yalnızca “İzmit”içindi…
Bu uğurda bedel de ödedi…
“Bazı insanlar toprağa, bazı insanlar kalplere gömülürler.”
O da kalplerde yaşayacak olanlardan…
İzmit seni unutmayacak güleç yüzlü, çocuk kalpli kocaman adam!

