Tarih boyunca hep çekim merkezi olmuş.
Çoğrafi yapısı bunun nedeni.
İşte hepsi bu topraklarda silinmez izler bırakmış.
İzmit’te nereye kazmayı vursanız oradan tarih fışkırıyor.
***
Peki biz ne yapıyoruz…
Görmüyoruz, duymuyoruz…
Olayı geçiştiriyoruz.
Çıkan tarihi eserleri projenin önünü tıkayan baş belaları olarak görüyoruz.
Sevineceğine üzülüyoruz.
***
Tarihi, sanatı, edebiyatı değil betonu tercih ediyoruz.
Biz ne kadar kaçsak ta İzmit’in altındaki tarih, her adımda kendini gözümüze gözümüze sokuyor.
Ama biz körüz…
Ama biz sağırız…
Böylesi tarihi bir kent başka bir ülkede olsaydı alem düğün bayram yapardı.
Ve bu İzmit’i dünyanın sayılı turist çeken yerlerinden biri olarak pazarlardı.
***
Tarihi eserler bizim yöneticilerimizin keyfini kaçırıyor.
Tünel yapıyorsun tarihi eser çıkıyor.
Park yapıyorsun tarihi eser çıkıyor.
Bina yapıyorsun tarihi eser çıkıyor.
Sonra hiçbir şey çıkmamış gibi çalışma devam ediyor.
***
İzmit’ten tarih fışkırıyor.
Önceki gün Serdar Mahallesi’nde, İSU Genel Müdürlüğü binası alanında, inşaat için başlatılan temel kazılarında olduğu gibi…
İlk kazıda üç lahit, ardından iki lahit daha çıktı.
Bulunan lahitler Müze Müdürlüğü’ne teslim edilecekmiş.
Bu tarihi mezarların Roma dönemine ait olduğu söyleniyor.
Peki bu kadar tarihi eserin çıktığı bölgede bu inşaatın yapımından vazgeçilecek mi?
Hiç sanmıyorum.
***
Umarım beni utandırırlar da burada ciddi bir arkeolojik kazı yaparak tüm eserleri zarar görmeden ortaya çıkarırlar.
Ama nerede bizde o bilinç.
Birileri yine çok üzülmüştür bu eserlerin çıkmasına.
İzmit’te tarihi eserlerin çıkması vaka-ı adiyeden sayılıyor.
Sevineceğine üzülüyoruz.

