Bir köy okulunda çok sevilen bir öğretmen varmış. Öğrencileri yoksul ama hayalleri büyük çocuklarmış. Bir gün öğretmen akşam vakti onları okulun bahçesine getirmiş ve gökyüzünü göstermiş.
“Bakın” demiş.
“Gökyüzünde ne görüyorsunuz?”
Çocuklardan biri:
“Yıldızlar öğretmenim.” demiş.
Bir diğeri:
“Çok fazla var sayamayız.” demiş.
Öğretmen gülümsemiş ve şöyle demiş:
“Belki hepsini sayamayız ama her biriniz bir yıldız olabilirsiniz. İnsanlara ışık veren, yol gösteren yıldızlar.”
Yıllar geçmiş. O köyden doktorlar, öğretmenler, mühendisler yetişmiş. Her biri bir yerde insanlara faydalı olmuş.
Bir gün eski öğrencilerden biri köye geri gelmiş, öğretmenin mezarını ziyaret etmiş. Mezara bir not bırakmış.
“Öğretmenim, siz bize yıldızları saymayı değil, yıldız olmayı öğrettiniz.”
Öğretmen sadece ders anlatmaz; öğrencilerine hayal kurmayı ve kendilerine inanmayı öğretir.
Evet, öğretmenlerle ilgili anlatılan birçok hikâye masal, efsane dinlemişsinizdir. Bu hikâyelerin bizlere vermek istediği mesajlar, dersler vardır.
Eskiden köylerimiz ve köy öğretmenlerimiz vardı.
Öğretmen, toplumun bilen kişisiydi.
Halk arasında, “Hocam, sen mürekkep yalamış insansın. Sen bilirsin” denirdi.
Öğretmene akıl danışılırdı. Söylediği doğru kabul edilirdi.
O sadece öğreten kişi değildi.
Düşünmeyi, doğruyu yanlıştan ayırmayı,
Hayatta nasıl ilerleyeceğimizi gösteren rehberdi…
O, yerine göre doktordu, hemşireydi, eczacıydı, inşaatçıydı, tertip düzendi…
Yenilikleri bulunduğu bölgeye taşıyandı…
Geleceği inşa edendi…
O, köy ile şehir arasında köprüydü…
O; topluma örnek olan ve toplumun örnek alınan kişisiydi…
Onun emeğine değer verilirdi…
Öğretmenlere saygı göstermek hem bir görev hem de teşekkür biçimiydi…
Yıllar geçti; insanlar değişti, toplum bambaşka yere evrildi.
Öğretmenlerimizi şiddete karşı koruyamaz, onların can güvenliğini sağlayamaz hale geldik…
OYSA ÖĞRETMENE SAYGI, GELECEĞİMİZE VERDİĞİMİZ DEĞERDİR…

