Cuma, 2 Ekim 2026 02.10.2026
12°C
USD 49,03
EUR 55,40
Altın 6.603
Benzin 84,90
Dizel 97,40

Kısa bir öyküdür hayat

“Çünkü kısa bir öyküdür hayat uğruna upuzun acılar çektiğimiz

Kısa bir öyküdür hayat

Kısa bir türküdür bir kez daha söylemek için delirdiğimiz” Yılmaz Odabaşı.

Yılın son yazısına çok sevdiğim dizelerle başlamak istedim.

Kimimizin hayatı kısa bir öykü, kimimizin hayatı uzun bir roman…

İnsanları, kitaplara benzetirim. Herkes kendi kitabının kendi sayfasında…

Bazen umutlarla, sevinçlerle başlanan bir kitap, bitiverir ansızın en güzel, en heyecanlı yerinde… Hiç ister mi insan, hiç ister mi severek okuyanlar, son bulmasını bu güzel kitabın? Henüz yeni başlamışken/başlanmışken, merakla, heyecanla çevirirken sayfaları… Neye uğradığını şaşırır insan. Hatta bazen şaşırmaya bile zaman kalmadan…

Ansızın!

Oysa o kısacık kitapta altını çizdiğimiz öyle satırlara rastlarız ki! Kalbimizin en derin yerine ulaşan umut tohumları içimize sevinçler bırakır. “İşte bu!” deriz. “İşte bu!” …

Sonra, sonrası hiçbir şey!

Bazen acılar kadar sevinçler de yaşanan çok sayfalı, uzun bir romandır. Aslında birazcık kaygılanırız da, zamanı/zamanımız yetecek mi acaba bitirmeye diye…“Tamam, bitti.” dediğimiz anda kahramanın yeni yolculuklara çıktığı… Tökezlese de ayağa kalktığı olaylara tanık oluruz.

Bazı romanları da okuruz ama ne okuduğumuza ait hiçbir şey kalmaz aklımızda. Altını çizdiğimiz satır yok gibidir. Üstelik kitabın adı ve kapağı oldukça ilginçtir. Öyle çok yanlışa rastlarız ki… Dur bakalım. Bu bölüm de bitsin. Mutlaka olacak bir şeyler. Bekle! Anlayacak. Uzaklara bakacak. Görecek yanını, yöresini. Ama yok!  Kahraman ise genelde sorun görmez. Öyle ya, herkesin hayatı kendine !

Bazen de keyifle, öğrene, öğrene okuduğumuz, neredeyse her sayfasını kalın çizgilerle çizdiğimiz bir kitapta, kahramanı öyle bir yere koyarız ki! O, bize bir armağandır sanki. Hayatımıza dokunur. Yön verir. Katkı sunar. Sayfalar ilerledikçe, hiç beklemediğimiz bir anda kahraman öyle bir şey yapar ki! Önce şaşırır, anlamakta zorlanır, sonrasında üzülürüz… Sonra, yeniden dönüp okuruz o bölümü. Acaba ben mi anlamadım deyip, sorgularız kendimizi. Ama yok!

Yine de anlayamayız.

Yukarda bahsettiğim, hani şu adı ve kapağı ilginç olan romanlar var ya! İşte oradaki kahramanın yanlışları bizi etkilemez hiç. Öyle ya, zaten bir önemi yoktur ki bizim için. Bir daha okumadığımız, elimize almadığımız gibi kimseye de önermeyiz.

Diğer romanlara gelince; ne kadar incinsek, üzülsek de bu durumdan bir çıkarımda bulunabilir, yeni bir şey öğrenebiliriz.

Ve elbette önerebiliriz sevdiklerimize de…

Yeni yıl, yeni bir sayfa…

Ne zaman biteceğini bilmediğimiz kitaplarımız ; öykü ya da roman,  kısa ya da uzun, güzelliklerle sürsün…

 Öyle bitsin…

Geriye kalsın hoş bir seda!