19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı tüm yurtta coşkuyla kutlandı.
100. yılını kutladığımız bu şanlı bayram, ulusal birliğimizi ve bütünlüğümüzü perçinlerken, hiçbir nifak tohumunun bu aziz milleti birbirine düşüremeyeceğini de bir kez daha gösterdi.
Bundan 100 yıl önce, bir avuç kahraman, emperyalistlerin işgali altındaki viran olmuş bir vatanı düşmanın kanlı postallarından temizlemek için yola çıktı.
***
Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde sine-i millete dönen bu vatanın yurtsever evlatları, içimizdeki hainlere rağmen emperyalizme diz çöktürdü.
Emperyalizm, tarihte ilk kez bu topraklarda yenilgiyi tattı.
Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarının önderliğinde kazanılan Kurtuluş Savaşı ve ardından gerçekleşen Aydınlanma Devrimleri harap olmuş bir ülkeden tam bağımsız, modern ve geleceğe umutla bakan bir Cumhuriyet yarattı.
***
19 Mayıs ruhu, emperyalizme karşı direnişin ve bir ulusun küllerinden yeniden doğarak ayağa kalkışının destansı öyküsüdür. 19 Mayıs tam bağımsızlıktır, antiemperyalizmdir. Bu aziz milletin dirilişidir, 19 Mayıs.
19 Mayıs, bu sene uzun yıllardır olmadığı kadar coşkulu bir şekilde kutlandı.
Devlet törenleri, belediyelerin etkinlikleri, sivil toplum kuruluşlarının programları ve yurttaşlarımızın düzenlediği faaliyetler…
***
Hepsi de son derece coşkuluydu.
Gerek Ulu Önder Atatürk ve silah arkadaşlarının Samsun’a çıkışının 100. yılı olması, gerekse ülkemizin içinde bulunduğu siyasi iklim nedeniyle bu sene 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı daha etkin bir biçimde kutlandı.
Yurttaşlarımız her milli bayramımızı coşkuyla kutlar. Aslına bakacak olursak, yurttaşlarımız açısından değişen bir şey yok. Değişen durum, bu sene iktidarın 19 Mayıs kutlamalarına geçen yıllara göre daha fazla önem vermesi.
***
Bir dönem bu ülkede Atatürk’e, Atatürkçülüğe ve Atatürkçülere yönelik sistemli saldırılar oldu.
En yetkili ağızlardan Atatürk’e hakaretler edildi. Atatürkçü kişi ve kurumlar hedef alındı.
Milli bayramlar baskılandı.
Şimdilerde FETÖ, o zamanlar Cemaat denen bu yapılanma eşi görülmemiş tertip ve iftiralarla yurtseverlere saldırırken, birileri de onlara çanak tuttu.
Türkiye bir dönem gerçekten de çok karanlık günler yaşadı.
***
Milli bayramların neredeyse yok sayıldığı, Atatürkçü kişi ve kurumların hedef alındığı dönemlerde, Atatürkçü kurumların sadece yurttaşlarımızdan destek alarak, türlü zorluklarla milli bayramları kutladığını çok iyi biliyorum.
Atatürkçü Düşünce Derneği’nde başkanlık ve yöneticilik yaptığım yıllar, bu ülkenin en karanlık dönemlerinden biriydi. Yurtseverlere yönelik türlü baskılar vardı.
Kurumlar hedefteydi.
***
Buna rağmen, yurttaşlarımızın desteği sayesinde mücadele devam etti.
Bugün geldiğimiz noktada ‘’Her şey çok güzel olacak’’ diyebiliyorsak, geçmişte büyük zorluklara karşı mücadeleyi sürdüren inanmış insanların sayesindedir.
İçinden geçtiğimiz süreçte, konjonktürün değiştiğini söyleyebiliriz.
Bu ülkeden Atatürk’ün asla silinmeyeceğini ve bu topraklarda Mustafa Kemallerin yenilmeyeceğini artık herkes anladı. Atatürk’e ve Atatürkçülere rağmen bu ülkede bir şey yapılamaz. Aksini düşünenler duvara tosladı.
***
Bu ülkenin sorunlarının çözümünün Atatürk ilke ve devrimlerinden geçtiği bazı kesimler tarafından, zor da olsa, kabullenildi.
Zamanında Atatürk’e hakaret edenler, zorda kalınca Atatürk’e sarıldı.
Artık Atatürk’e ve Atatürkçülüğe yönelik açık bir saldırı yok. Aksine siyasi ikballerini korumaya çalışanlar Atatürk’ten ve Atatürkçülerden medet umuyor.
***
Yapılan baskılar ve karalamalar aziz yurttaşlarımızın Atatürk’e olan sevgisini azaltmadı.
Aksine daha da arttırdı.
Özellikle gençlerimizde Atatürk sevgisi çok fazla. Yaşanan karanlık yılların ardından Atatürkçülüğün yeniden yükselişine şahit oluyoruz.
Ekrem İmamoğlu’nun ve Millet İttifakı’nın yükselişini de bununla ilişkilendirebiliriz.
Milletimiz hiçbir karanlık oyuna alet olmadı. Ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı dile prim vermedi.
Sine-i millete dönenleri bağrına basan aziz milletimiz, yeniden Atatürk’te birleşti.

