En son oturduğumuzda CHP İl Başkanı Sayın Cengiz Sarıbay’a, “Genel Başkanınız bir erken seçim çağrısı yaptı. Sizin hem Büyükşehir hem de ilçe belediyeleri için adaylarınız belli mi?” diye sormuştum.
Sayın Sarıbay, önlerinde epeyce bir zaman olduğunu belirterek, CHP’nin aday sıkıntısı olmadığını, öyle bir durumda hem Büyükşehir için hem de ilçeler için çok fazla aday çıkacağını söylemişti.
***
Bir de Sayın Selman Yıldırım’ın daha şimdiden İzmit Belediye Başkan adaylığı için çalışmasına, “Keşke Selman Yıldırım gibi 10 tane daha adayımız olsa” demişti.
Bu aslında CHP’den aday olmak isteyenlere, partinin ne kadar büyük bir özgürlük alanı tanıdığının işaretiydi.
Bu; CHP’den aday olacak kişiler, belirli kriterlere uyarak şimdiden çalışabilir anlamına geliyordu.
***
Buradan Selman Yıldırım konusuna yeniden dönmek isterim.
Sayın Yıldırım bu aralar bazı şekillerde eleştiriliyor.
Bu eleştiriler onu ne kadar etkiliyor, gardını düşürüyor mu bilemiyorum ama ben de bir yerden belediye başkan adayı olmak isteseydim durup beklemezdim.
Ayrıca Sayın Yıldırım’ın eleştirilmesi çok doğal, çünkü ondan başka görünür bir şekilde çalışan yok.
***
Peki Selman Yıldırım, belediye başkan adayı gösterilir mi, gösterilse kazanabilir mi gerçekten bilemiyorum.
Bu ayrı bir konu.
Ama benim gördüğüm çalışıyor.
Hiçbir şeyi gizlemiyor.
***
Birincisi aday olmayı çok istiyor.
Ciddi bir risk alıyor.
Kentle bağını gittikçe artırıyor.
Elini taşın altına koyuyor.
Duayen belediye başkanlarıyla görüşüyor, ufkunu açmaya çalışıyor.
Bir yandan projeler üretiyor.
Diksiyon dersi alıyor.
Anketler yaptırıyor.
Yani bilimselliği reddetmiyor.
Yani özetle çalışıyor.
***
“Armut piş ağzıma düş” demiyor.
Zaman harcıyor, para harcıyor, emek harcıyor…
Doğal olarak da hem basında, hem de kentte gündem oluyor.
Elbette ki Sayın Selman Yıldırım da eleştirilemez diye bir şey yok ama asıl eleştirilmesi gerekenler çalışanlar değil, çalışmayanlar olması gerekmez mi?

