Pazartesi, 5 Ekim 2026 05.10.2026
6°C
USD 49,06
EUR 55,18
Altın 6.554
Benzin 85,10
Dizel 95,30

Ne Atlantik ne Avrasya!

NULL

Türkiye, İdlib’den gelen acı haberle yasa boğuldu. Rusya ve İran destekli Esad Rejimi’nin 27 Şubat tarihindeki alçak saldırısında kahraman askerlerimiz şehit düştü. Bu acının tarifi yok. Millet olarak yastayız. Hepimizin yüreği yandı. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına sabır, gazilerimize acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.

*****

Böyle alçakça bir saldırının ardından bile ülkemizde Esad Rejimi ile masaya oturmamızı savunan kişiler var. O masaya işler bu noktaya gelmeden çok önce oturulsaydı bir anlamı olurdu. Bu noktadan sonra Esad ile masaya oturmaktan bahsetmek şehitlerimizin aziz hatıralarına saygısızlıktır. Bu güruh utanmasa ‘’Biz Suriye’de işgalciyiz, Esad kendi topraklarını korumak için Mehmetçiği öldürüyor,’’ diyecek ki zaten açıkça bunu demese de üstü kapalı olarak bunu ima eden marjinal gruplar mevcut.

*****

Rusya ve Çin aşkı bazı kişilere akla hayale gelmeyecek saçmalıkta şeyler söyletebiliyor. Şartlar ne olursa olsun, her koşulda, haklı da olsalar haksız da olsalar, her durumda Rusya ve Çin’i savunanlar hata içindedir. Doğruya doğru, yanlışa yanlış demek gerekir.

*****

Esad Rejimi, kahraman askerlerimize yönelik gerçekleştirdiği kalleş saldırıyı Rusya’nın bilgisi ve dahi onayı olmadan katiyen icra edemez. Rejim pilotları Rusya’nın izni olmadan bırakın saldırı gerçekleştirmeyi, uçaklara bile binemez. Bugün Suriye’de görüntüde meşru bir iktidar olsa da aslında Esad, Rusya’nın bölge valisi olmaktan öte bir figür değildir.

*****

Esad Rejimi’nin politik stratejilerini Rus bürokratlar, askeri stratejilerini Rus generaller belirliyor. Sahada çarpışan Suriye Ordusu’nun ise büyük kısmını İranlı Şii milisler oluşturuyor. Dolayısıyla Esad Rejimi ve Suriye Devleti için bağımsızlıktan söz etmek mümkün olmadığı gibi rejimin saldırılarının sorumluluğu da sadece rejime değil arkasındaki güç odaklarına da aittir.

*****

ABD’ye karşı aldığımız tavır nedeniyle bir süre Rusya ve Avrasya Cephesi ile ilişkilerimiz olumlu ilerledi. Rusya, Türkiye’yi ABD ve NATO’ya karşı kullanmak, bunu yaparak da Atlantik Cephesi’ni zayıflatmak istedi. Bunda belli ölçüde başarılı oldu. Atlantik Cephesi’nin Orta Doğu politikası Türkiye’nin milli güvenlik politikasıyla tamamen zıt. Rusya bu zıtlığı kullandı. Kullandı kullanmasına ama Türkiye, ABD ile PYD-YPG yüzünden sorunlar yaşıyorken PYD-YPG’nin Rusya tarafından Moskova’da ofis açabilecek kadar meşru görüldüğü gerçeği gözden kaçmadı.

*****

Dış politikada her ülke kendi çıkarına bakar. Dostluk yoktur. Acıma hiç yoktur. Emperyalist ülkeler güvenilir müttefikler değildir. Sizi yarı yolda bırakırlar. ABD’nin Orta Doğu’daki planları nasıl ki Türkiye için tehdit oluşturuyorsa Rusya’nın planları da Türkiye için tehdittir. Bugün Kırım, Ermenistan ve Suriye’deki askeri üslerle Rusya; Türkiye’yi üç taraftan kuşatmıştır.

*****

Bu yüzden ABD’ye karşı dik duruş sergilerken Rusya’ya veya başka güçlere çok fazla güvenmemek gerekir. Bunların hepsi aynıdır. Yayılmacı güçlerin adı değişse de amaçları değişmez. Türkiye, Avrasya İttifakı’na karşı da üyesi olmasına rağmen Atlantik İttifakı’na karşı da dikkatli olmalıdır.

*****

Avrasyacı veya Atlantikçi olmak zorunda değiliz. Amerikancı, Rusyacı yahut Çinci olmak zorunda değiliz. Hiçbir emperyalist gücün peşine takılmak zorunda değiliz. Türkiye, ulusal çıkarları doğrultusunda tüm ittifaklarla ve devletlerle ilişki kurabilir; gerektiğinde ortak hareket de edebilir. Ancak Türkiye hiçbir zaman emperyalist güçlere bel bağlayıp onların güdümünde hareket etmemeli. Türkiye’nin yolu ne Avrasya’dır ne de Atlantik. Türkiye’nin yolu Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘’Tam Bağımsız Türkiye’’ yoludur!